Teknoloji

  • Evrenin Kaderi ve Evrenin Sonu Nasıl olacak

    Yaklaşık 200 yıl kadar varlığını sürdüren bu kütle çekim kuramının ortaya çıkmasından beş sene sonra Newton’a bir papazdan mektup gelir. Mektupta kafa karıştırıcı bir soru vardır. Eğer kütle çekim cisimleri sadece birbirine çekiyorsa yani itmiyorsa, sabit duran bir evrendeki yıldızların bir süre sonra evrensel çökmeye uğraması gerekir. Bu kafa karıştırıcı sorunun üzerine Newton bu sorunun çözümünü sonsuz evren modeliyle çözer. Sonsuz evrende maddeler farklı bölgelerde yoğunlaşır ve büyük çökme engellenmiş olur. Kendisinin de açıklamasıyla; ”Eğer madde, sonsuz uzayın içinde düzgün bir şekilde dağılmış ise hiçbir zaman tek bir kütlede toplanamaz ve böylece Güneş ve sabit yıldızlar oluşabilir.” Fakat burada  bir sorun ortaya çıkar. Sonsuz evren fikri geceleri neden karanlık olduğu sorusunu akıllara getir. Sonsuz evrende var olacak sonsuz yıldız geceleri gökyüzünü alev alev yapması gerekir. Biz ise geceleri gökyüzünü karanlık olarak görürüz. Bu olbers paradoksu olarak bilinir. Konuyla alakalı ayrıntılı bilgi edinmek için geceleri gökyüzü neden karanlıktır isimli makalemizi inceleyebilirsiniz.

     

    Newton’dan sonra Einstein onun evrenini yani kuramını adeta yerle bir etse de o da mevcut sorunla karşı karşıyaydı. Sonsuz evrenin oluşturduğu olbers paradoksunun farkında olan Einstein buna çözüm ararken denklemlerinde genişleyen ya da küçülen bir evren olduğunu fark etti. Bu zamana kadar durağan evren düşüncesi hakimdi. Einstein de bundan kopmamak için denklemlerine ”kozmolojik sabit” adını verdiği bir sabit ekledi. Yani sınırlı evrende kütle çekimin çekiminden dolayı çökmeyi engellemek için itici bir kuvvet oluşturdu ve evreni durağanlaştırdı. Maalesef işler Einstein’in hesapladığı gibi gitmedi.

    Takvimler 1915’i gösterirken evrenin Samanyolu galaksisi adını verilen milyarlarca yıldızdan oluştuğu düşünülürken Hubble adında bir gök bilimcisi zamanın en gelişmiş teleskoplarıyla Samanyolun’dan başka galaksilerinde varlığını bilim camiasına gösterdi. Bununla da kalmayıp bu galaksilerin birbirlerinden uzaklaştığını hatta daha uzaktaki galaksilerin daha hızlı hareket ettiğini keşfetti. Bu o zaman için bilinen evren fikirlerini adeta paramparça etti. Artık genişleyen evren modelleri ortaya çıkmaya başlarken Einstein denklemlerinde ki eklediği bu kozmolojik sabit için hayatının en büyük hatasını yaptığını söyledi. Sonra ise Büyük Patlama Teorisi oraya çıktı. Evrenin kaderini öğrenmeye daha da yaklaşıyoruz.

    evrenin kaderi

     

    Bu gün bilim camiasında kabul edilen Big Bang Teorisi genişleyen evreni en iyi şekilde açıklar ve toplanılan bir çok kanıtlarla artık evrenin büyük bir patlamayla oluştuğunu her bilim adamı kabul eder. Bilim camiasında büyük patlamanın sonucu olarak genişleyen evrenle alakalı herkesin emin olduğu bir şey vardı: Evren genişlese de bu genişleme kütle çekimin etkisiyle yavaşlıyor olmalıydı ama burada evrenin kaderi hakkında belirsizlik devam eder. Zira kütle çekim genişleyen evreni etkisiz hale getirerek büyük çökmeye yol açabilir. Bu evrendeki madde yoğunluğuna bağlıdır. Yani evrenin kaderi kritik yoğunluğu adı verilen bir yoğunluğa bağlıdır eğer madde yoğunluğu bu kritik değerden büyükse (metreküpte yaklaşık 6 hidrojen atomu) evren büyük çöküşe uğrayacaktır ve eğer yoğunluk bu değerden küçükse genişleme sonsuza kadar sürecektir.

    Yaklaşık 15 yıl önce iki astrofizikçi evrendeki galaksilerin genişlemedeki yavaşlama oranlarını ölçmeyi amaçlıyorlardı. Buldukları sonuç yine herkesi çok şaşırttı. Genişleme yavaşlamıyordu ve aksine daha da hızlanıyordu. Kimsenin beklemediği bu sonuçla birlikte fizikçiler genişlemenin neye sebep olduğunu tartıştı ve ortaya karanlık enerji teorisi çıktı. Galaksileri daha da hızlandıran şey görünmeyen bir itici enerjiydi bu. Tıpkı Einstein’in çökmeyi engellemek için denklemlerine eklediği ve sonra hayatının en büyük hatası olarak nitelendirdiği itici bir kuvvet olan ”kozmolojik sabit” gibi bir enerji. Bu gün evrende bir kozmolojik sabitin varlığı fizik dünyasında yer edinmiş durumda. Fizikçi Sean Caroll bu keşif üzerine ”Onun saçmalıkları bizim en büyük keşiflerimiz” der.

     

    Peki evrenin kaderi ne olacak?

    Bilinen bir gerçek daha var ki o da kara enerjinin evrendeki miktarı evren genişlese dahi sabittir. Kara enerji her zaman var olacak ve hiçbir yere gitmeyecek gibi gözüküyor ve bunun sonucu olarak galaksiler birbirlerinden o kadar uzaklaşacaklar ki yıldızlarda sonunda ölüp evren büyük donmaya mahkum olacak. Belirtmekte fayda var, evrenin kaderine dair büyük çöküş ve büyük donmadan başka bazı düşünceler olsa da Mıchıo Kaku bahislerin büyük donmadan yana olduğunu söyler. Kaynak : Mühendis Beyinler

     
    Read more
  • Bilgisayar Mühendisi Kendini Nasıl Geliştirir

     

    Bilgisayar mühendisi kendisini nasıl geliştirir, sorusunu cevaplamadan önce, bilgisayar mühendislerini tanıyalım.

    İnsanlara bilgisayar mühendisleri kimlerdir? ne iş yaparlar? soruları yöneltildiğinde, neredeyse hepsinin vereceği cevap, yazılım üretip geliştirirler, olur. Ancak bilgisayar mühendisleri yazılım üretmekten çok daha fazlasını yaparlar. Günümüzde, bilgisayar mühendislerinin çalışabileceği alanlar saymakla bitmez. Bu alanlara birkaç örnek: yazılım mühendisliği, veri tabanı uzmanı, güvenlik uzmanı, ağ sistemleri uzmanı, web tasarım uzmanı vs.

     

    bilgisayar-muhendisi

    Bir Bilgisayar Mühendisi Kendini Nasıl Geliştirir

    Genel anlamda kendini geliştirmek isteyen ve iyi bir bilgisayar mühendisi olmak isteyen kişilerin yapması gereken yüzlerce şey vardır. Bunların en başında ingilizcelerini geliştirmek gelir. Bunun en büyük sebebi, IT terimlerinin neredeyse hepsinin ingilizce olması, aynı zamanda ana dilde yeterince kaynak olmamasıdır. Okuduğu veya duyduğu bilgileri anlayabilecek, kendi bildiklerini karşısındaki kişilere aktarabilecek kadar iyi ingilizce bilmesi gerekir, bir bilgisayar mühendisinin.

    İngilizceden sonraki diğer önemli bir konu ise, bilgilerini sürekli güncel tutmak zorunda olmalarıdır. Bunun için de sürekli, güncel IT-dergileri, IT-kitapları okumaları gerekmektedir. Genel anlamda bunları yapan bir bilgisayar mühendisi iyi bir mühendis olma yolunda ilerliyordur.

     

    Güncel konulardan ve IT-kitapları okumaktan bahsetmişken, terimlerden bahsetmemek olmaz. Duyduğunuz veya gördüğünüz, anlamını bilmediğiniz her terimi öğrenmeye çalışın. İş yada staj hayatınızda, iş arkadaşlarınızın yada sizden üstün kişilerin, anlamını bilmedikleri terimlerin açıklamasını sizden öğrenmeleri, onların gözünde sizi olduğunuzdan da çok yükseltecektir.

    bir-bilgisayar-muhendisi-kendini-nasil-gelistirirBunların dışındaki önemli bir diğer husus stajdır. Elinizden geldiği kadar çok staj yapmaya çalışın. Yapacağınız her staj size ayrı bir deneyim kazandıracaktır.Aynı zamanda staj sonunda alacağınız belgeleri öz geçmişinizin yanına koyduğunuzda, iş görüşmelerinde size çok büyük faydası olacaktır.

     

    Bilgisayar mühendisleri için önemli konulardan birisi de programlamadır. Öğreneceğiniz her programlama dilinin size zararından çok faydası olacaktır. Öğrenmekten kastım, o dilin alt yapısını öğrenmekten ziyade, o dili en iyi şekilde kullanabilmenizdir.

    Özetle, bir bilgisayar mühendisinin kendisini geliştirme konusunda yapabileceği şeyler: yabancı dil (ingilizce) öğrenmek/geliştirmek, güncel IT-dergi ve kitapları okuyarak bilgilerini güncellemek, teorik bilgileri pratiğe dökebilmek, deneyim kazanabilmek için staj yapmak ve programlama dillerini en iyi şekilde öğrenip kullanabilmek. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more
  • Uçakta Oksijen Sistemi ve Basınçlandırma

     

    Uçak içerisinde nasıl nefes alırız? Uçak yolculuğu yaparken kalkışta mutlaka basınç değişimini hissederiz. Uçakların uçtuğu irtifadaki hava yoğunluğu, miktarı ve basıncı; yaşadığımız yerlerin rakımlarında hava değerlerinden farklıdır. Oksijen seviyesi yeterli değildir ve yüzden uçaklarda oksijen sistemleri bulunur. Öncelikle uçaklarda 3 farklı oksijen sistemi bulunur. Sırasıyla uçuş ekibi, yolcu oksijen sistemi, taşınabilir oksijen sistemi. Bunlardan uçuş ekibinin oksijen sistemi diğerlerinden bağımsız olarak çalışmaktadır. Askeri ve sivil uçaklarda bulundurması zorunludur.

    Uçaklar ne kadar yüksekten uçar?

     

    Uçakların uçtuğu ortalama yükseklik uçtuğu mesafeye göre bağlı olarak ortalama 25000-35000 feet arasındadır. Kısa bir bilgi olarak şunu da eklemek isterim, tabii ki çok daha kısa ya da çok daha uzun mesafelere bağlı olarak 15000 ya da 42000 feet civarında uçan uçaklarda olabilir. Fakat her uçak bu yükseklikte uçamaz. 40000 feet üzerindeki irtifalarda çalışabilen motorlar her uçakta bulunmaz. Daha çok özel jetler veya askeri uçaklar bu irtifalara erişebilir.

    Uçakta Oksijen sistemi sürekli çalışır mı?

    Yolcu uçaklarında, yolculara sağlıklı bir şekilde seyahat edebilmeleri için gerekli oksijeni sağlayan sistemin oksijen sistemi olduğunu belirtmiştik. Uçak çalıştığı her an mutlaka içeriye temiz, taze oksijen tayini yapılır. Çok fazla yolcu olduğu için karbondioksit oranını düşük ve havayı temiz tutmak gereklidir. Uçakla seyahat etmiş okuyucularımız için, başınızın üstündeki küçük deliklerden sürekli hava geldiğini hatırlayabilirsiniz. Uçak kalkıştan sonra irtifaya almaya başladıkça basınç seviyesi düşmeye başlar. Bu yüzden belli bir irtifaya ulaşıldıktan sonra uçaklarda kabin basınçlandırılması yapılır. Bu basınçlandırma yolcuların sağlıklı nefes alıp verebilmesi için uçak kabini içerisinde gerekli basıncı oluşturur. Dış ortamdan değerlerinden bağımsız izole bir ortam oluşturur. Bu basınçlandırılmanın gerçekleştirildiği irtifa 8000 feet’dir.

     

    Sistem arızalanırsa ne olur?

    Baş üstü kapaklardan oksijen maskeleri düşer ve uçak sistemlerden bağımsız insan sağlığı için gerekli basınç ve oksijenin sağlanabileceği irtifaya alçalana kadar oksijen maskelerinden solunum yapılır.oksijen maskesi

     

    Basınçlandırma yapılmazsa bu irtifada (8000feet) hipoksiya denilen rahatsız görülmeye başlanır. Duyuların algılamada zorlanması, uyuma isteği, uyuşukluk gibi belirtileri vardır. Basınçlandırma oksijen ile komplike ve birlikte uygulanması zorunlu bir sistemdir. İki sistemde birbirini tamamlar. Uçak kılavuzlarında bu bilgileri içeren alanlar oksijen ve basınçlandırma sistemleri olarak adlandırılır.

    Şimdi bir kısmi ön bilgiden sonra başlıkta sorduğumuz sorunun tam olarak odaklandığı yere gelelim. Peki, bu uçak içerisine verilen hava nereden alınıyor. Dışarıdan mı, uçak içerisinde oksijen tüpleri mi var cevaplayalım.

    Öncelikli olarak ilk kaynak, uçağın motorlarıdır. Turbofan motorların kompresörlerinden yanma odasına gönderilen havanın bir kısmı oksijenin sistemi için kaçırılır. Bu hava belirli işlemlerle ısıtılır. Heat exchanger olarak adlandırılan bu sistem dışarıdaki irtifadaki hava çok soğuktur. Burada ısıtılır ve sonra filtrelerden geçirilerek temizlendikten sonra basıncı ayarlanarak kabine gönderilir. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more
  • İnsan Beyninin Muhteşemliği ve Mucizeleri

     

    Sahip olduğumuz mucize organ, beyin! Her şey beyinde başlar ve hayatımızın tümünü şekillendiren beyindir aslında. Beynimiz sayesinde yeni şeyler öğrenip, bunları sorgulayarak karşılığında bazı kararlar alırız. Karakterimiz, hayata bakışımız ve diğer tüm alışkanlıklarımızın kaynağı elbette beyindir. Başarılı, mutlu, huzurlu bir hayat beyinden gelir. Bunun için de beynimizi nasıl çalıştırmamız gerektiğini öğrenip beyin fonksiyonlarımızı doğru kullanarak daha başarılı bireyler olabiliriz. Biz beynimizi daha doğru kullandığımız taktirde gelişip yeni bir değişim içerisine gireriz. Bununla birlikte kendimizi geliştirdikçe dünya daha iyi, daha güzel bir yer haline gelecektir.

    beyinBeynin yapısına daha detaylı değinecek olursak: Beyin tamamıyla kişiye özgüdür ve anne karnındayken oluşan ilk organımızdır. Şekil olarak cevize, büyüklük olarak da greyfurta benzetilen beynin kıvrımlı dış kabuğuna korteks denir. Beyin bilimcilere göre, beynin %75-80’i suyla kaplıdır. Kalan kısmını da yağ ve proteinler oluşturmaktadır. Hep söylenir aslında beyin bedava diye. Evet beyin bedavadır ama vücudumuz için de en masraflı organımızdır aslında. Harcadığımız enerjinin %20’sini beyin tüketmektedir. Bu nedenle çok düşünmek harcadığımız kaloriyi de artırmaktadır. Beynimiz gün içerisinde çalışırken en çok glikoz ve oksijen tüketmektedir. O yüzden glikoz beyin dostudur. Ancak beynimizin ihtiyaç duyduğu bu glikozun kaynağı marketlerde satılan şekerlemeler ve çikolatalar değil, meyvelerden elde edilen glikozdur.

     

    beyin röntgeniBeyin hakkında en çok merak edilen konulardan biri de: Kafası daha büyük olan daha akıllı mı olur? sorusudur. Çok eski tarihlerden beri beyin hakkında sorulan bu gibi soruların cevapları araştırılmaya çalışılmıştır. Ve çoğumuzun bildiği üzere önemli olan fiziksel büyüklük değil içindekilerdir. Yani aklın kaynağı beyin hücreleri arasındaki bağlantılardır. Bu bağlantıların gelişmişliği bizi daha akıllı ve üretken bir insan haline getirmektedir.

    Beynimizin bu sıra dışı ve gizemli sırları birçok bilim insanı için merak konusu olmuştur. Bunlardan biri de İtalya’da bir laboratuarda çalışmalarını sürdüren Camillo Golgi’dir. Golgi’nin en çok merak ettiği şey beyin neyden yapılmıştır? Bir gün kendi küçük laboratuarında yaptığı bir deney sırasında beyin parçasını tesadüfen içinde gümüş nitrat solüsyonu bulunan bir kaba koydu. Ve sonra da onu orada unuttu.

    Günler sonra o beyin parçasını alıp tekrar incelemeye başladığında beyin parçasında bazı değişimlerin olduğunu gözlemledi. İlgisini çeken bu değişimleri daha derinden araştırmak için mikroskop altında inceledi ve bazı ağsı yapılara rastladı. Golgi’nin daha önce göremediği bu yapılar beynin temel öğesi olan nöronlardır. O gün tesadüfi olarak keşfettiği nöronların işleyişine bakacak olursak nöronların çalışma prensibi tek başına değil, gruplar halindedir. Beynimizin gerçekleştirdiği tüm aktiviteler bu nöronlar sayesinde ekip halinde yapılır. Kafamızın içindeki bu 100 milyardan fazla nöron küçük bir alanda tüm yaşantımızı kontrol edebiliyor. “Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler insanları konuşur.” Her günümüzün yepyeni fikirleri konuştuğumuz bir gün olması dileğiyle… Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more
  • Mühendis Nasıl Olunur

     
    Read more

Latest Articles

Most Popular