Teknoloji

  • Kök Hücre Nedir Hangi alanlarda kullanılır

     

    Kök hücre, mitoz bölünmeyle özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşabilen ve kendini yenileme yeteneğine sahip olan, bütün çok hücreli canlıların doku ve organlarını oluşturan ana hücre türleridir. Kendini yenileyebilen kan hücrelerinin varlığı ilk kez 1950’li yıllarda gösterilmiştir olsa da bugün kullandığımız anlamdaki kök hücrenin tanımı 1961 yılında deney hayvanları üzerinde yürütülen çalışmalar üzerinde yapılabilmiştir.

    Kök hücrelerin ortak özellikleri şunlardır:

     
    • Kendiliklerinden uygun bir büyüme ortamında yetişebilirler.
    • Çoğalma yetenekleri vardır.
    • Başka hücrelere farklılaşıp bu türün devamı niteliğinde türler üretebilirler.
    • Kendilerini yenileyebilir veya kendi hücre topluluklarının devamını sağlayabilirler.
    • Vücudun bir yerindeki zedelenmeyi takiben bu dokuyu onarabilme ve onu işlevsel hale getirebilme potansiyeline sahiptirler.

    Kök hücre çeşitleri nelerdir?

    Kök hücreler farklılaşma özelliklerine göre 3’e ayrılır:

    kök hücre nedir

     
    • Totipotent (sınırsız sayıda farklılaşma yeteneği olanlar): Bu tür hücreler ancak embriyoda bulunurlar ve hemen her türlü vücut hücresine dönüşebilme yetenekleri vardır.
    • Pluripotent (sınırlı sayıda farklılaşabilen): Organizmada birçok dokunun oluşması veya onarımı yeteneğine sahip hücrelerdir.
    • Unipotent : Tek bir yönde farklılaşabilirler.

    Kök hücreler neden önemlidir?

    Kök hücreler diğer bütün hücrelerden farklı olarak iki özelliğe sahiptir :

     
    1. Hücre bölünmesiyle kendini uzun zaman boyunca yenilemektedirler.
    2. Belirli fizyolojik ya da deneysel koşullar altında kalp kası gibi, insülin sentezleyen pankreas hücreleri gibi spesifik işlevleri olan hücrelere dönüşebilirler.

    Kök hücre elde yöntemleri nelerdir?

    1)Embriyonik kök hücre: Kök hücre elde yöntemleri nelerdir

    Döllenmeden sonra oluşan “zigot” denilen iki hücreli oluşumdan embriyonik kök hücreler gelişmektedir. Döllenmeden sonra aşağı yukarı 5 gün içerisinde yaklaşık 150 hücreli “blastosit” denen içi boş bir küre meydana gelmektedir. Blastosit küçük kum zerrecikleri gibi hücrelerden ibarettir ve iki tip hücre kapsamaktadır; trofoblast ve merkezde bulunan hücre kümesi. Merkezdeki hücre kümesi bir araya gelerek embriyonik kök hücreyi meydana getirirler. Embriyonik kök hücreler de tüm yetişkin hücre tiplerine dönüşebilirler.

    2) Fetal kök hücre:

    Potansiyel kök hücre kaynaklarından biri de erken fetal dokudur. Embriyo döllenmeyi takiben yaklaşık 7-8 haftalık iken “fetüs”adını alır. Düşük yapan kadınlardan elde edilen ve sınırsız sayıda bölünebilip, kendini yenileme özelliğine sahip olan kök hücre tipleridir. Bu hücreler, pluripotent yapıda yani gerekli koşullar sağlandığında çeşitli hücre türlerine dönüşebilen kök hücrelerdir. Gelişimin 4-5. haftasında embriyonik germ hücreleri over ve testislerde yumurta ve sperm oluşumunu sağlamaktadır. Embriyonik germ hücrelerinin elde edilmesi ve kültürünün yapılması kavramı ilk kez 1998 yılında ortaya çıkmıştır. İzolasyon ve kültür sonrası bu germ hücrelerinin blastosit hücre kümesi içindeki hücrelerden elde edilen kök hücrelerle aynı özellikleri taşıdığı görülmüştür. Fakat bazı çalışmalarda saptanan kanıtlar embriyonik germ hücrelerinin farklı hücre tiplerine dönüşebilme yeteneklerinin daha sınırlı olabileceğini öne sürmektedir.

    3) Erişkin kök hücre:

    erişkin kök hücre Erişkin kök hücreler embriyo ve fetüsten alınan hücrelerden farklıdır ve doğumdan sonra insan ya da hayvanlarda gelişen dokularda bulunur. Bununla birlikte bu hücrelerin elde edildiği en uygun yer bazı kemiklerin merkezinde yerleşmiş olan kemik iliğidir. Kemik iliği genelde üst kalça kemiğinin arkasında “krista iliaca” denen kemik bölümünden alınır. Kemik iliğinde; hematopoetik kök hücreler, endotelyalkök hücreler ve mezenkimal kök hücreleri de içeren farklı tipte kök hücreler yer almaktadır. Hematopoetik kök hücrelerin kanı; endotelyal kök hücrelerin vasküler sistemi(arterler ve venler) ve mezenkimal kök hücrelerin kemik, kıkırdak, kas, yağ ve fibroblastları oluşturduğu bilinmektedir.

    Kemik iliği dışındaki yetişkin kök hücre kaynakları:

    Göbek kordon kanı: Göbek kordonu beyin ve kemik iliğindeki benzer erişkin dokulara kıyasla daha kolay ulaşılabilir ve çoğalma potansiyeli daha yüksek bir kök hücre kaynağıdır.

    Bebek dişi: Göbek kordon kanından ya da bebek dişinin altındaki etsi yapıdan alınan kök hücreler erişkinlerden elde edilen hücrelerden daha genç kök hücrelerdir. Kültür ortamında birçok erişkin hücreden daha fazla çoğalma yeteneğine sahip olan bu hücreler farklı dokuları meydana getirme özelliğine sahiptirler

    Yağ hücreleri: Yurt dışında birçok merkezde estetik amaçla yapılan yağ alma operasyonlarında elde edilen materyalden izole edilen kök hücreler de yine kişiye yönelik olarak gerektiğinde kullanılmak üzere saklanmaktadır.

    Son zamanlarda kök hücrelerin birbirine dönüşebilme özelliği hakkında, bazı kök hücrelerin gelecekte şu an varolandan daha fazla hücre biçimlendirme özelliğine sahip olabileceği öne sürülmektedir. Yani yalnızca kanı şekillendirme özelliği bilinen kemik iliğindeki erişkin kök hücrelerin hasar görmüş karaciğer, böbrek, kalp, akciğer ve diğer organların yenilenmesine de katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu düşünce son derece heyecan verici olmasına karşın bilim adamlarınca büyük tartışmalara yol açmakta ve kök hücrelerin potansiyelleri ve embriyonik kök hücrelerle karşılaştırılması konusunda dikkatli ve özenli yapılmış çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

    Kök hücre ile tedavi edilebilen hastalıklar nelerdir?

    • Kalp-damar ve Akciğer Hastalıkları
    • Sinir Sistemi Hastalıkları
    • Parkinson Hastalığı
    • Kas – İskelet Sistemi Hastalıkları
    • Şeker Hastalığı

     Kök hücre uygulamasının riskleri nelerdir?

    • Doku uyuşmazlıkları meydana gelebilir.
    • Embriyonik kök hücrelerle çalışıldığında,kök hücrelerin çoğalmaları kontrol altına alınamazsa kanser oluşturma riski oluşabilir.
    • Kök hücre teknolojisinin tüm hastalıklar için insan üzerinde denenmemiş olmasından dolayı sonuçlarının ne olacağının tam olarak kestirilememektedir.

    İlk Kök Hücre Başarısı (Muhammer Elek)

    Kök hücrenin hastalıkların tedavisindeki ilk başarısı maymunlar üzerinde gerçekleşti. Araştırmacılar, bir tek hayvanın kendi deri hücrelerinden yapılan kök hücre benzeri uyarılmış pluripotent kök hücrelerden (iPSCs) yeni kemik yapmanın mümkün olduğunu ilk kez gösterdiler. 15 Mayıs tarihinde the Cell Press journal Cell Reports Adlı dergide maymunlarda yapılan bu çalışmada iPSCs tümörleri bazı risk tohumları ortaya çıkarmıştır, ancak bu talihsiz sonuç bağışıklığı baskılanmış farelerdeki çalışmalara göre daha az muhtemel olur ve dolayısıyla daha iyi ve daha sağlıklı çalışmalar olur.

    Akciğer ve Kan Enstitüsü ve Ulusak Kalp Uzmanı Cynthia Dunbar “Biz, insanların fizyolojik ilişkilerine yakın olan küçük bir maymunu(al yanaklı bir Macaque’yi) alarak pluripotent kök hücre tedavilerini test etmek için bir hayvan modeli oluşturma fikrini başardık” dedi . “Biz farklılaşmamış otolog iPSCs lerle meydana gelmez denilen bir tür tümör oluşumunu ‘teratom’ u göstermek için bu modeli kullandık; Bununla birlikte, tümör oluşumu, çok yavaş ve çok ılımlı şekilde verilen iPSCs çok sayıda gerekti. Ayrıca, yeni kemik muhtemel klinik uygulaması için bir model olarak, otolog iPSCs üretilebilirliğini gösterdik.”

    Otolog gerçeğine karşılık gelir herhangi bir doku tipi-bu durumda kemik edildi daha sonra alınan çok bireyden türetilen üretebilen iPSCs. Bu doku onarımında bu hücrelerin kullanımı reddini önlemek için uzun vadeli veya muhtemelen toksik bağışıklık baskılama ilaçları ihtiyaç olmaz demektir.

    Araştırmacılar ilk yanaklı makaklarda alınan deri hücreleri yeniden programlamak için standart bir reçete kullanılır. Daha sonra, ilk önce pluripotent kök hücrelerin progenitörlerinin, kemik gibi daha özel olarak hareket potansiyeline sahip hücreler oluşturmak için bu hücrelere sürülmesi. Bu progenitör hücreler daha sonra doldurmak veya kemik yeniden teşebbüs rekonstrüktif cerrahlar tarafından kullanılmakta olan seramik iskelelerinin üzerine ekilmiştir. Ve işe yaradı; maymunlar yeni kemik büyüdü.

    Önemli olarak, araştırmacılar, kemik “kök hücre”. Diğer deneylerde almış maymunlarda geliştirilmiş herhangi bir teratoma yapıları, farklılaşmamış iPSCs doza bağlı bir şekilde bir şekilde teratom yaptığı bildirmektedir.

    Araştırmacılar bu yaklaşıma dayalı tedaviler büyük konjenital kemik defektleri veya diğer travmatik yaralanmalar olan insanlar için özellikle yararlı olabileceğini söylüyorlar. Kemik yerine o davranır durum hayatı tehdit olmadığını verilen kök hücre tedavileri için kullanımda “insan ilk” bir ihtimal olmasına rağmen, bir primatta bulgular rejeneratif tıbbın klinik doğru yolda önemli bir adımdır.

    “Pluripotent veya diğer high-risk/high-reward generatif hücre tedavilerinin geliştirilmesi için büyük bir hayvan klinik modeli kesinlikle doku entegrasyonu veya hominginde, tümör oluşumu riski ve immünojenisite sorunlarını çözmek için gerekli,” dedi Dunbar. “In vitro veya derinden bağışık yetmezliği olan farelere insan kökenli hücrelerin test sadece bu önemli klinik öncesi güvenlik ve verimlilik sorunları modeli olamaz.”

    NIH ekibi şimdi karaciğer, kalp, ve sırasıyla hepatit C, kalp yetmezliği ve kronik granülomatöz hastalık, nihai klinik denemeler için beyaz kan hücrelerine makak iPSCs farklılaşması üzerinde işbirlikçileri ile çalışıyor.

    Kaynak : Cell Press Dergisi , Mühendis Beyinler

     

     
    Read more
  • Thomas Edison’un Hayatı ve İcatları

     

    Thomas Alva Edison (1847 – 1931), Thomas Edison’un Hayatı; 1847 yılında Ohio’nun Milan kentinde dünyaya geldi. Thomas Edison 7 yaşında ikin ailesi ile birlikte Port Huron adında bir kasabaya yerleştiler. Thomas Edison ilköğretimine burada başladı. Ancak daha üzerinden 4 ay geçmeden bir hastalığa yakalandı. Okula tekrar başladığında disleksi hastası olduğu için algı sorunları yaşıyordu bu yüzden okul yönetimi Edison’u okuldan uzaklaştırma kararı aldı.

    Thomas Edison

     

    Kanada’da öğretmenlik yapmış olan annesi Thomas Edison’un eğimine devam etti. Edison meraklı kişilikte bir çocuktu daha 10 yaşında fizik ve kimya kitaplarına gömülmüştü. Thomas Edison kimya bilimi üzerine yoğunlaştı. Evlerinin bodrum katını küçük bir kimya Laboratuvarına dönüştürmüştü. Özellikle de volta kaplarından elektrik akımı elde etme üzerinde araştırmalar yapıyor ve kendisi de deniyordu. Kısa zaman sonra Thomas Edison mors alfabesini öğrendi ve kendisi bir telgraf yaptı. Tamda bu dönemlerde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu kulaklarında işitme problemleri yaşamaya başladı.

    12 yaşına geldiğinde Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete ve meyve satmıştır. Kimya aşkı yüzünden Thomas Edison laboratuvarının bir kısmını trene taşımıştı. Trene götürdüğü kimyasallardan birinin kırılması ve treni yakması üzerine işinden oldu. Sonrasın da Jimmie Mackenzie sayesinde Edison telgraf operatörlüğüne başladı. Edison’nun işitme engeli onu etkilemişti. Ancak yanındaki telgraflardan gelen sesler onun duyması için teşvik olmuştu.

    Thomas Edison, Michael Faraday’ın Experi Mental Research in Electricity isimli kitabını okudu ve çok etkilendi Faraday’ın deneylerini tekrarladı. Kendi deneylerine dair notlar tutmaya başladı.

     

    Thomas Edison kimdir

    21 Yaşına geldiğinde Thomas Edison’un Hayatı bir atölye kurarak devam etti ve elektrikli bir oy kayıt makinesi geliştirdi. Ancak makineyi kimse almayınca beş parasız ve borçlu bir şekilde New York’a yerleşti. Altın borsasında kullanılan telgraf bozulunca çareyi Edison’dan yardım istemekte buldular. Edison’un cihazı çok iyi şekilde onarması üzerine Western Union Telegraph Company firması Thomas Edison’ a bir öneride bulundu. Geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerine çalışmalar yapacaktı.

     

    Thomas Edison bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte şirket kurdu ve patentlerini satmaya başladı. Bu işten çok iyi para kazanan Thomas Edison bu parayla New Jersey’de telgraf ve telex makinesi üretimine başladı. Bir süre sonra buradaki iş yerini kapatarak New Jersey’ de bulunan Melon Park’ ta bir araştırma laboratuvarını kurdu. Yeni buluşlar yapmak için çalışmalarına yoğunlaştı.

    1877 yılında sesi kaydedip tekrarlanabilen gramofonu geliştirdi. Thomas Edison’nun bu buluşu çok ses getirdi. Ünü artık yurtdışına yayılmaya başlamıştı.

    edison vs tesla

    1878 yılında, William Wallace’in yaptığı 500 ampul gücündeki ark lambasına göre maliyeti daha düşük ve daha güvenli bir yöntemle çalışan bir elektrik lambasını geliştirme işine girdi. Bunun içi kampanya başlattı ve gerekli parasal desteği sağladıktan sonra Edison Electric Company adında bir şirket kurdu. Havası boşaltılmış bir ortamda ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı planlıyordu. Tam bir yıl süresince flaman olarak kullana bileceği bir tel yapmak için uğraş verdi. Yaklaşık 3000 denemeden sonra nihayet 1879 yılında yılbaşı gecesi 2000 adet karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. 1882 yılında New York sokakları ilk defa bu lambalarla aydınlığa kavuştu.

    1871 ve 1886 yıllarında iki evlilik yaptı. Thomas Edison’un bu evliliklerden üçer çocuğu oldu. Thomas Edison 1931 yılında hayatını kaybetti. Bu yazımızda sizlere Thomas Edison’un Hayatı ve icatlarını anlattık diğer yazımızda görüşmek üzere.

    Flaman: Edison’nun tasarlamış olduğu lambaların içerisinde bulunan, üzerinde akım geçtiğinde ısınıp ışık yayan ufak tel parçası. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more
  • Ülkenin Eğitim Düzeyi Nasıl Belirlenir

     

    Ülkede yaşayan insanların aldıkları eğitimlerin kalitesinin toplamı ülkenin eğitim düzeyini belirlemektedir. Bu nedenle eğitim ile toplumdaki bireylerin ne kadarına ulaşabilirsek; ülkenin eğitim düzeyini de o ölçüde arttırabiliriz.

    Ülkenin eğitim düzeyi nasıl belirlenir?

     

    Ülkelerin eğitim düzeylerinin ne seviyede olduğunu belirlemek için tek bir ölçüt söz konusu değildir. Eğitim düzeyini belirlemek için birçok faktörü göz önüne almak gerekir.

    Ülkenin Okur Yazarlık Oranı

    Ülkede yaşayan insanların okuma yazma bilme durumu, ülkenin eğitim düzeyini belirleyen en önemli unsurdur. Bir ülkede ne kadar okuma yazma bilmeyen insan varsa; ülke o ölçüde gelişmişlikten uzaktır. Eğitim düzeyi yüksek olan ülkelerde kişi başına düşen gazete ve kitap okuma sayısı fazladır.

     

    Ülkedeki Televizyon Başında Geçen Süre

    Eğitim düzeyi düşük ülkelerin bir diğer özelliği ise; insanların televizyon karşısında çok fazla süre geçirmesidir. Eğitim düzeyi belirlenirken; insanların televizyon karşısında geçirdikleri süreye ve bu süreyi hangi programları izleyerek geçirdiklerine bakılır. Eğitim düzeyi düşük ülkelerde insanlar herhangi bir eğitsel içeriği olmayan televizyon programları ve diziler izlerken; yüksek ülkelerde, bu programlar yerini eğitsel içerikli programlara bırakmıştır.

     

    Ülkedeki Evlenme ve Ebeveyn Olma Yaşı

    Gelişmişliğin bir başka göstergesi ülkede yaşayan insanların evlenme yaşıdır. İnsanların evlenme ve anne-baba olma yaşı ne kadar düşükse o ülkedeki eğitim düzeyi de düşüktür. Eğitim düzeyini belirleyen bir diğer ölçüt ise bebek ölümleridir. Aynı şekilde ülkede bebek ölümleri ne kadar fazlaysa gelişmişlik o ölçüde azdır.

    Ülkenin Genç Nüfus Oranı

    Ülkedeki nüfusun dağılımı da eğitim seviyesinin göstergesidir. Eğer genç nüfus fazla ve yaşlı nüfus az ise; bu durum bize doğum oranının ve erken yaşta ölüm oranının yüksek olduğunu gösterir. Gelişmiş ülkelerde yaşam standartları yüksektir. Bu nedenle ülkede yaşlı nüfus oranı da yüksektir. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more
  • Teknolojinin Yaşamımızdaki Yeri

     

    Tarihi dönemlerden günümüze kadar geçen süre içerisinde insan yaşamı çeşitli devinimler geçirmiş ve sürekli değişim göstermiştir. Geçmiş dönemlerde insan yaşamını kolaylaştıracak birçok teknolojik icat yapılmış ve insanlığın hizmetine sunulmuştur. Bu icatlar insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi zamandan tasarruf etmesini sağlamıştır. Teknoloji birçok alanda insan hayatını etkilemiştir. Şüphesiz bu etki olumlu yönde olmuştur. Sağlık, iletişim, ulaşım vs. birçok alanda teknoloji kendini göstermiş ve varlığıyla insan hayatını kolaylaştırmıştır. Bu yüzdendir ki teknolojinin yaşamımızdaki yeri büyük öneme sahiptir.

    Günümüzde teknolojinin varlığını hissetmek hiçte zor değil. Evlerde, işyerlerinde, sokakta görmeniz mümkündür. Kısacası her yerde teknolojiyi görmek mümkündür. Evlerin vazgeçilmezi televizyonlar bile gün geçtikçe gelişiyor ve özellikleri artıyor. Ve çağımızın vazgeçilmezi bilgisayarlar. Onlarda teknolojinin birer eseri olup her geçen gün kendini yenilemekte ve geliştirmektedir.

     

    Cep telefonları, elektronik mutfak gereçleri ve daha adı sayılacak birçok makine ve cihaz insan hayatını kolaylaştırmak üzere insanların hizmetine sunulmuştur. Teknolojinin yaşamımızdaki yeri günümüzde daha fazla paya sahiptir. Her gün elimizden düşüremediğimiz cep telefonları bile müthiş bir gelişimle birçok işimizi ufacık cihazlarla halletmemizi sağlar hale geldi.

    Teknolojinin Yaşamımızdaki Yeri nedir

    Telefonlarla Dünyanın bir ucundaki insanla görüntülü konuşur hale geldik. Yine teknoloji sayesinde gıdalarımızı besin değerlerini kaybetmeden ve bozulmadan koruyabiliyoruz. İnternet sayesinde birçok bilgi ve imkânlar her an elimizin altında. Bunu da teknolojiye borçluyuz.

     

    Teknoloji, her geçen gün kendini yenileyebiliyor ve Dünya ekonomisinde büyük bir paya sahiptir. İnsanların, teknoloji sayesinde para bile kazandıkları bu dönemde teknolojiyi farklı amaçlar uğruna kullananlarda mevcuttur. Savaş teknolojisi adı altında gelişen bu oluşum savaşların daha kanlı bitmesin sebep olduğu gibi sivillerinde hedef alınmasına sebep olmuştur. Toplu ölümleri artıran savaş teknolojisi farklı emellerin oyuncağı haline gelmiştir. İnsanlığın tarih boyunca kullandığı silahlar, savaş teknolojisinin varlığını kanıtlamaktadır.

    İnsan hayatını kolaylaştırdığı sürece ve kendini geliştirdiği sürece insanlığında onu takip edeceğine şüphe yoktur. Hayatımıza büyük yenilikler getiren ve bizlerin Dünya’ya açılan kapısı olan teknoloji, her daim gelişime ve büyümeye devam edecektir. Teknolojinin yaşamımızdaki yeri de hiçbir zaman değişmeyerek en önemli ihtiyaçlarımızdan biri olarak kalmaya devam edecektir. Kaynak : Mühendis Beyinler

     
    Read more
  • Uzaya Ayak Basan İlk İnsan Kimdir

     

    Neil Armstrong… uzaya ayak basan ilk insan kimdir? Sorusunun cevabı.

    20Temmuz 1969’da “That’s öne small step for man, öne giant leap for mankind.” (İnsan için küçük bir adım ancak insanoğlu için büyük bir sıçrayış.) Diyerek Ay’a ilk ayak basan insan unvanını almıştır Neil Armstrong.

     

    Neil Armstrong Kimdir?

    5 Ağustos 1930’da Wapakoneta, Ohio’da doğdu. Çocukluk yıllarında izcilik yapan Armstrong Purdue Üniversitesinde Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra Amerikan Deniz Kuvvetleri pilotu olmuştur. 1956 yılında 26yaşındayken bir evlilik yapmıştır. 20Temmuz 1969’da Apollo 11 ile Ay’a ayak basan ilk insan olmuştur. 1971 yılında Cincinati Üniversitesinde profesör​ olarak görev yaparken 1985-86 tarihleri arasında Challengezi kazasında başkan yardımcısı olarak araştırma komisyonunda bulunmuştur. 7 Ağustos 2012de ameliyat olup 18 gün sonra 25 Ağustos 2012 de hayata veda etmiştir.

    Ay’a İlk Adım

    16Temmuz 1969’da fırlatılan Apollo 11 uzay aracı Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins’i taşımıştır. NASA tüm ihtimaller üzerinde durmuştu fakat Eagle (Kartal) nodülü Ay yüzeyine yaklaştığında kayalıklara iniyor olduğunu fark eden Amstrong güvenli bir iniş gerçekleştirmiştir. Söylediği sözler ise şunlar olmuştur “Burası Sükunet Denizi. Kartal kondu.”

     

    Amstrong o gün Ay’a ilk ayak basan insan olmuştur. O ayak izi Ay yüzeyinden silinmemiştir çünkü uzayda onu silebilecek atmosferik ortam mevcut değildir.

    Arda Kalan Gizem

     

    Neil Amstrong’un ölümünün ardından eşi ona ait daha önce hiç görmediği bir çanta bulmuştur. Çantanın içinden çıkanların ne işe yaradığını, ne olduğunu anlamak için 6 ay bir ekip çalışmıştır. Çantadan; içinde Ay’a iniş görüntüsü bulunan bir kamera ve onun objektifi, uzay nodülünün birkaç parçası, astronot giysisinden parçalar ve uzay kabininde uyumak için kullandığı kablolar ve kırılmaz bir ayna çıkmıştır. Amstrong’un çantayı uzayda bırakması bildirildiği halde neden sakladığı bilinmemektedir. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Read more

Latest Articles

Most Popular