Eğitim

  • Çok İyi bir mühendis olmanın 10 önemli özelliği

    Uber’de engineering manager (mühendis müdürü) olarak çalışan Dan Heller’ın kendi blogunda ‘Ten Principles for Growth as an Engineer’ başlığıyla paylaştığı yazıyı çok etkili buldum. Kendim defalarca okudum, sizlerinde bundan faydalanmasını istiyorum. Eğer ingilizcenin yeteri seviyedeyse orjinalini okumanızı tavsiye ediyorum.

    Yazıyı beğendiğiniz ve faydalı bulduğunuz takdirde takım arkadaşlarınızla, sizinle çalışan mühendislerle paylaşmanızı öneririm. Bir mühendis çoğu zaman takımının ortalamasından daha ileriye gidemiyor. Etrafınızdakilerin gelişimine katkı sağlamak uzun vadede sizi de ileriye götürecek, bunu unutmamak lazım. Son olarak yazının aslına sadık kalmaya çalıştım, fakat bazı noktalarda kelime seçiminde insiyatif kullandım. İyi okumalar.

    *** Çeviri:

    Bir senedir müdürlük yaptığım mühendis geçen ay başka bir takıma geçiş yaptı. Birebir toplantılarımızdan birinde ona son zamanlarda projesini iyi yönettiğini söyledim. O da bana kendi kendini yönetme konusunda bir aydınlanma yaşadığını, çalıştığı projelerde başarıya ulaşmak için yaptığı işin her safhasını sahiplenmeye karar verdiğini, yalnızca kod yazmakla yetinmemeye başladığını söyledi. Bir yandan onun bu bakış açısından etkilendim, onun adına sevindim, bir yandan da kendime kızdım — uzun süredir genç mühendislerin yazılım işini öğrenebilmeleri için sahiplenmenin (ownership) en önemli şey olduğunu düşünüyorum fakat altımda çalışan mühendisin bu gerçeği kendine kendine, zor yoldan öğrenmesine sebep oldum

    .

    Bu olay sonrasında yeni başlayan mühendislerin amatörlükten profesyonelliğe geçmesinde büyük rol oynayan hususları bir yazıyla paylaşmaya karar verdim; bug’ları fix etmekten başlayıp kıdemli mühendis olarak büyük projelere liderlik etmeye giden yolculukta nelere dikkat etmek lazım?

    Az sonra bahsedeceğim becerilerin öğretilebileceğine inanıyorum, fakat ben ne yazık ki silikon vadisinde geçirdiğim on küsur senede zor yoldanöğrendim. Geçtiğimiz senelerde biraz yol katettim; Cupertino’da bulunan iyi bir firmada kernel üzerinde altı sene çalıştım, bildiğim herşeyi bir kenarı koyup distributed systems konusuna yöneldim, sonradan unicorn (1 milyar dolar üzeri değerlendirmeye sahip) bir şirkette bir sene geçirdim, daha sonra bu şirket AppDynamics tarafından satın alındı, ilerleyen zamanda müdür oldum, kendimi Uber’de 20 üzerinde kişiyi yönetirken buldum ve nihayet programcı olarak köklerime geri döndüm. Umuyorum bu liste benim hatalarımdan ders almanız konusunda size faydalı olacaktır. Birinin bu listeyi ben 22 yaşındayken bana göndermesini çok isterdim.

    1. 1.Yapılanların firmaya katkısını sorgula: CEO gibi düşün. Senin ve takımının yaptığı işin şirkete ne değer kattığını iyice anlamaya çalış. İşin kalitesi, ürünün özellik bakımından üstünlüğü gibi konularda sorumluluk al. Mühendis olarak işin sadece kod yazmak değil; amacın iyi kararlar alıp firmanın başarılı olmasını sağlamak. Bunu yapabilmek için de neyin gerçekten önemli olduğunu kavraman gerekiyor.
    1. 2.Kendini debloke etmeyi öğren: Hiçbir ama hiçbir zaman dış etkenlerden ötürü bir görevde tıkanıp kalmayı kabul etme. Çalıştığın kişileri ikna ederek, konuyu senden üst seviyedekilere taşıyarak ve/veya teknik açıdan yaratıcı çözümler bularak ilerlemeye devam et. Tekrar söylüyorum, senin işin sadece kod yazıp onunda dışında olan herşeyin sihirli bir şekilde tamamlanacağını farzedip beklemek değil; amacın enerji harcadığın eforlar ile bir değer üretmek, çalıştığın firmayı ileriye götürmek.
    2. 3.Girişken ol: Yazılım dünyasının en büyük yanılgılardan biri de şu ki çalışanlar kendileri dışında birilerinin işleri üstlendiğini ve herşeyi halledeceklerini düşünüyor. Kendi takımının ve şirketinin misyonunu üstlen. Sana direktif verilmesini bekleme; ne yapılması gerektiği konusuna kafa yor, ya git yap ya da yapılması gerektiğini aktif bir şekilde savun/anlat. Senin müdürlerin ve onun üstündeki kişiler senin, yani mühendislerin yaratıcılığına ve zekasına güveniyor, herşeyi kendi başlarına halledemeyeceklerinin farkındalar.
    3. 4.Yazma kabiliyetini geliştir: Teknik yazma becerisi diğer çalışan ve takımlarla iş birliğini kolaylaştırıyor ve etrafındakileri ikna etme, bilgilendirme ve öğretme konusunda mühendislere çok fayda sağlıyor. Bir döküman yazarken okuyucu kitlesinin kim olduğunu ve neleri bildiklerini aklında tut. Temiz ve açık bir şekilde yaz, ve yazının en başına bir iki cümleyle konuyu özetleyen bir paragraf yerleştir.
    4. 5.Kendi projeni kendin yönet: Çalıştığın projede bağımlılıkları iyice anla. Her önemli parçalayla ilgilenen bir kişi bulunduğuna emin ol. Düzenli aralıklarla proje planlarını ve güncellemelerini proje paydaşlarına (stakeholders) aktar, onları gidişattan haberdar et. Toplantılara liderlik ederek kendini şimdiden buna alıştır! Bu ileride çok daha büyük projeleri yönettiğinde ve lider pozisyonuna geldiğinde sana çok lazım olacak.
    5. 6.Kendini eğit: Yazılım sanatında uzmanlaş. Kariyer kendini düzenli bir şekilde geliştirmeye devam ettiğin uzun soluklu bir yolculuk. Fakat bu yolculukta kimse işini gücünü bırakıp sen birşeyler öğreniyor musun diye dertlenmeyecek. Eğitimini sahiplen, öğrenmeyi günün bir parçası haline getir (günde 5 dakika bile olsa); mail gruplarına üye ol, okumaya değer makaleler ve kitaplar bul, üzerinde çalıştığın teknolojilerin dökümantasyonunu baştan sona oku, yala yut. Devamlılık burada en önemli husus; tüm kariyer boyunca öğrenmeyi tetikleyecek alışkanlıklar edin.
    6. 7.Kullandığın araçlarda uzmanlaş: Kullandığın editör, debugger, compiler, IDE, veritabanı, network araçları, Unix komutlarında uzmanlaşman hem kendini yeterli hissetmeni sağlayacak hem de ürün geliştirme hızının artmasında çok büyük bir rol oynacak. Yeni bir teknoloji ya da komuta/konsepte denk geldiğinde ihtiyacından daha fazlasını öğrenecek şekilde üzerine kafa yor; bunların tekrar tekrar işine yaradığını göreceksin, sana vakit kazandıracak.
    7. 8.İletişimi açık tut: Düzenli, iyi bir şekilde organize edilmiş toplantılar ya da diğer haberleşme kanalları beraber çalıştığın kişiler üzerinde sana karşı iyi niyet ve güven hislerinin oluşmasını sağlayacak. Bildiklerini paylaşmak bulunduğun ortamda güçlü bir öğrenme ve samimiyet atmosferi yaratıyor. Bildiklerini sürekli paylaş. Düzenli aralıklarla projeler, hedefler, katedilen mesafe ve engeller hakkında konuşabileceğiniz ortamların oluşmasını sağla. Bildiğin konularda çık, konuşma yap. Katıldığın toplantılarda yapıcı olduğun sürece konuşmaktan çekinme.
    8. 9.İşbirliği fırsatlarını yokla: Bulunduğun organizasyonda tanınırlığını arttırmak için farklı takımlarla işbirliği yapmak ve birbirinizin tecrübe ve bilgisinden yararlanmak çok iyi bir yöntem. Ayrıca bu, ihtiyacın olduğunda elinin güçlü olmasını sağlayacak. Mühendis olarak bu sanatta uzmanlaşman yazdığın kodun ötesinde bir etkiye sahip olmanı gerektiriyor. Ve kariyerde ilerlemek de, bir noktaya kadar, bulunduğun ortamda bir kimliğinin olmasını gerektiriyor. Hem iyi bir mühendis olabilmek hem de kariyerinde ilerlemek için takımlar-arası projeler ve efektif işbirlikleri çok kritik.
    9. 10.Profesyonel davran, güvenilir ol: Kendini işinde profesyonel biri olarak düşün ve o şekilde davran. Toplantılara hazırlıklı bir şekilde gel, gereken önemi ver. Bitireceğim dediğin şeyi bitir, eğer işler kötü giderse (ki gidecek), aktif bir şekilde bunu karşı tarafa ilet. Sakinliğini her an korumaya gayret et. İtirazlarını saygılı bir şekilde ifade et. Beraber çalıştığın kişilere saygı göster ve onları takdir et, kıymetlerini bil. Şikayet edip durmamaya çalış; etrafındaki kişilerini moralini yükselt, azaltma. Öğreneceksin ki herkes işini profesyonel yapan kişiyi takdir ediyor, zaten olması gereken de bu. Çeviri : Selman Kahya
    Devamı..
  • Üniversite hayatınızda araştırmanın, sürekli öğrenmeye açık olmanın ve iyi dostların faydaları

    Merhabalar ben Veli Işık.1994 yılında Adana’da doğdum. İskenderun Teknik Üniversitesi Makine mühendisliğinden geçen yıl mezun oldum ve son 1 yılımı İstanbul’da İngilizce,  Arapça ve Rusça eğitimi aldım. Sizlere bu yazımda kişisel gelişim kitaplarından ve üniversite mezun arkadaşlarıma bazı bilgiler vermek istiyorum.

    Öncelikle olarak 18 - 19 yaşındaki genç kardeşlerim lütfen ama lütfen istediğiniz mesleği seçin araştırın. Çoğu üniversiteli maalesef aile baskısı altında kalarak istediği bölümü seçemeyebiliyor. Sonra üniversiteli öğrenci istemediği bölüme gelip bölümün 2. Veya 3. Sınıfında üniversiteyi bırakıyor. Bu yüzden bizler üniversiteye hazırlanırken istediğimiz bölümü iyi araştırmalı, bölümü okuyan kişilerle tanışıp sohbet etmeli hatta o bölümden mezun bir kişiden üniversitede yaptıklarının deneyimlerini almalıdır. Ben bu konuda sadece kendim değil arkadaşlarımla makine mühendisliği okurken firmalara teknik gezilere katılıp birebir mühendislerle tanışıp, iş durumu soruyor, fabrikalar hakkında bilgiler alıyor ve bu vesileyle bölümümle alakalı sektörleri yakından tanıma şansım oldu.

    Bir diğer konu ise üniversite okuma sürecinde en az 1 yabancı dil öğrenin. Yabancı dil sizi global insan haline getirecek gerek kültürel gerek kişisel manada kendinizi geliştirme şansınız olur. Yabancı dil öğrenirken çeşitli internet sitelerinden videolar izleyebilir, yazarak kelime ezberi yapabilirsiniz. Sosyal medya sayesinde farklı kültürde farklı insanlarla tanışabilir sohbet edip merak ettiğiniz ülkeler hakkında bilgiler alabilirsiniz. Hatta durumu ben vize işlemleriyle uğraşamam diyen kişiler için vize istenmeyen en yakın ülke Gürcistan’a gitmeyi size önerebilirim.

    Üniversite okurken lütfen stajlarınızı iyi değerlendirin. Sadece okulun size verdiği stajlarla kalmayın gönüllü çalışabileceğiniz yerler arayın ve özellikle yaz aylarını çalışarak geçirebilirsiniz. Staj yaparken istediğiniz sektörde istediğiniz firmalarda yapmaya çalışın. Ben stajlarımda bol bol not alır, internetten makineler hakkında araştırmalar yapar, firmada yapılan işleri önce ustalarıma danışır sonra kafama takılan her şeyi mühendislerime sorardım. İlk stajımda İngilizce bilmediğimden çok fazla eksik mühendis gibi hissettim. Çünkü firmada çoğu kişi İngilizce biliyor ve toplantılarda İngilizce konuşuyorlardı. Ama 2. Ve 3. Staj yerlerime İngilizce bilip giderek İngilizce dökümanları okuyabiliyor, not alabiliyor, firmadaki mühendislerle ve firmadaki yabancı çalışanlarla anlaşabiliyordum. Bence hangi sektör olursa olsun İngilizce bilmek sizi hep bir adım öne çıkaracaktır.

    Kişisel gelişim olarak da birçok kitap okudum. Asla vazgeçmediklerimden sözlü dövüş sanatı kitabı ve birçok kişiden öneri alarak okuduğum Tongue Fu kitabıdır. İlk bu kitabı okumanızı tavsiye ederim kitap vermek istediği mesajları örnek hikâyelerle çok güzel anlatılmıştır. Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum. Sonra bazı insanların neden daha başarılı olurla alakalı Çizginin Dışındakiler kitabını öneriyorum. Özellikle bu kitabı yatarken okumanızı tavsiye ederim. Önermek istediğim diğer kitap ise 30 Adımda Özgüven. Toplum içinde konuşamam, bir sunum yapamam, utanırım gibi nedenlerle karşılaşan insanların kesin okuması gerekli bir kitaptır. Kitabı okuduktan sonra toplumda arkadaşlarınızla daha çok sohbet etmek isteyeceğinizi umuyorum. Son olarak son zamanlarda keyifle okuduğum Zafer Sızlanarak Kazanılmaz kitabını önermek istiyorum. Kitapta birçok psikolojik duygu hakkında çok güzel bilgiler elde edebilirsiniz. Kariyer tavsiyeleri, meslek seçimi, sözlü dövüş sanatı hakkında gibi daha birçok konuda ilgi çekici konuları zevkle okuyabilirsiniz.

    Son olarak lütfen istediğiniz mesleği seçin, yaşamak istediğiniz yerde yaşayın, 30-40 lı yaşlarda en kötü yurt dışına gidin, kitaplar okuyun, yeni hobiler elde edinin, mutlaka hafta sonunu dışarıda farklı insanlar tanıyıp onlarla sohbetler edinin, her ay en az 2 yeni dost edinin ve en önemlisi bu hayatta pes etmeyin hep bir mutlu umudunuz olsun…

    Veli IŞIK – Makine Mühendisi

     

    Devamı..
  • Hareket Eğitimi ve Futbol hakkında bilinmeyenler

     

    Hareket dediğimiz şey, insanoğlunun dünyaya geldikten 9. aya kadar refleks şekilde, bu aylardan iki yaşına değin ilkel bir şekilde merkezi işlemin devreye girmesiyle devam eden, daha sonra da ciddi anlamda amaçlı hale dönüşen ve sürekli evrilerek 7-8 yaşlarından itibaren farklı durum, koşullara uygun olarak kullanılmaya başlayan ve son olarak da 15’li yaşlara değin hem yapılış şekli hem de yapılış amacına göre mükemmelleşen beden ve beden bölümlerinin kullanım yeterliliği ve becerileri demektir.

    Hareket Eğitimi

     

    İnsanoğlu 0 yaşından 15/16 yaşlarına değin hareket dediğimiz “bedenini kullanmada” ulaşabileceği en üst beceri düzeyine ulaşır. Sonrası süreç bir geliştirme değil ama belli düzeyde telafi etme süreci ve artan kuvvet, hız ve dayanıklılık bağlı olarak performans amaçlı kullanabilme farklılık yaratma süreci demektir. Tüm dünyada ve tüm insanoğlunun önce yaşamı devam ettirmek için ve sportif alanda mükemmel olmak için gerçekleştirmek zorunda olduğu hareketler sadece ve sadece üç kategoriden oluşur.

    Bunlar;
    1. Dengeleme hareketleri
    2. Yer değiştirme hareketleri
    3. Nesne kontrolü (kullanımı) gerektiren hareketlerdir.

    Hareket gelişimi dediğimiz şey işte bu hareket sınıflaması içinde yer alan çeşitli hareket uygulamalarının sayıca çok az 9. aya kadar refleks hareketlerden başlayıp giderek sayıca ve kalite olarak artan şekilde 15/16 yaşlara kadar mükemmelleşmesi süreci demektir.

     

    hareket gelişimi

    Bu hareketlerin spor dallarına göre bazılarının daha öne çıkması ve daha mükemmelleşmesi yanında, tüm hareket çeşitlerinin ve uygulamalarının o spor branşına özgü dönüşümü ve oryantasyonu söz konusudur.

     

    Yani denge hareketleri, yer değiştirme hareketleri ve nesne kullanımı gerektiren hareketler basketbolda da, jimnastikte de, voleybolda da ve futbolda da vardır ama yapılan işe göre farklılaşma ve kullanım biçimlerinde göre özgünleşerek vardır.

    İşte hareket gelişimi ve futbolu bu açıdan ele almak ve altyapı eğitimlerini temel eğitimden başlatırken buna göre bir program geliştirmek zorunluluğu söz konusudur.

    Daha önceki paylaşımda “futbol bir top oyunudur” demiş ve buradan hareketle futbol oyunu ile ilgili belirleyici olan her şeyin “top” ile ilişkili hareketler olduğunu ve olması gereğini ifade etmeye çalışmıştık.

    Peşinde olduğumuz ve eğitsel amacımız şudur;

    Önce saptamalar:
    1. Futbol oyunu “top ile hareket” ilişkisi ile ilgili bir oyundur.
    2. Futbolun gelişimi ve ilerlemesi demek hareket gelişimi ve ilerlemesi demektir.
    3. Futbol oyunu ile ve futbol oynayan oyuncu ilişkisi esasında “top ve hareket” ilişkisinden ibarettir. Dolayısıyla topun hareketini yaratan esasında hareketin top ile olan ilişkisidir.
    4. Futbol oyunu başlangıç aşamasından, ulaşılabilecek en zirve aşamasına değin “hareket ve top” ilişkisindeki beceri gelişiminden başka bir şey değildir.
    5. Futbol ve oyun performansını belirleyen ise; Bu becerilerdeki düzeye ilaveten çeşitlilik, hız, zamanlama, mekan-alan kullanımı ve sürekliliktir.

    minik futbol

    Bu durumda futbol eğitiminin 2-7 yaş arası informal, 8 ve üstü yaşlarda formal olarak “hareket eğitimi” temelli ve “hareket ve top ilişkili” amaçlı olması gereği gayet açık değil midir?

    Bu durumda futbol eğitimlerinin çerçevesini ve içeriğini hareket gelişimi ve süreci ile “hareket ve top” ilişkileri üzerinden düzenleyerek tekrar ele almak gerekir.

    Nasıl?

    Hareket Türleri, Çeşitleri ve Uygulamalarını top ile ilişkili hale getirerek ve uygulamaları bu şekilde dönüştürerek.

    TOP kullanılarak DENGELEME hareketleri

    • Eğilme
    •  Esnetme
    •  Düşme-Kalkma
    •  Dönme
    •  Salınma
    •  Ağırlık aktarma
    •  Atlama konma
    •  Başlama durma
    •  Oturuşlar
    •  Duruşlar
    •  İtme
    •  Çekme hareketleri

    TOP kullanılarak NESNE KULLANIMI GEREKTİREN HAREKETLER (Branş futbol ise ayak ve bacak kullanımı ağırlıklı)

    • Atma
    •  Tutma
    •  Fırlatma
    •  Çekme
    •  İtme
    •  Asılma
    •  Bastırma
    •  Çevirme
    •  Döndürme
    •  Yuvarlama
    •  Sallama
    •  Tekmeleme/ayakla vuruş
    •  Durdurma
    •  Vole
    •  Raket ya da bir nesne kullanarak vurma

    TOP kullanılarak YER DEĞİŞTİRME HAREKETLERİ

    • Emekleme-sürünme
    •  Yürüme
    •  Koşma
    •  Atlama
    •  Yuvarlanma
    •  Tırmanma
    •  Sıçrama
    •  Sıçramalı atlayış
    •  Galop
    •  Kayma

    Futbol, bebeklik ve çocukluktan itibaren yapılan tüm davranışlar, en üst düzeydeki üstyapı oyuncusunun futbol oyununa kadar hareket analizi açısından aynıdır.
    Değişen hareket çeşitliliği, sayısı, becerisi ve hızıdır.

    O halde hareket gelişimini asıl olarak kabul eden “hareket ve top” ilişkisi gelişimi amaçlı bir eğitim anlayışı ve içeriği olması gereken FUTBOL EĞİTİMİ demektir.

    Özetle demiştik ki; Futbol bir top oyunudur. Dolayısıyla topu kullanma becerileri ne kadar iyi, ve ne kadar mükemmel olursa topu o kadar iyi ve mükemmel kullanır ve yönetirsin. Peki top neyle kullanılır ve yönetilir? Hareket ile…

    Ama unutmayalım; hareket ne kadar gelişir, çeşitlenir, hızlanır ve mükemmelleşirse topu kullanma ve yönetme becerisi de o kadar gelişir ve mükemmelleşir diyemeyiz… Çünkü hareketlerin top ile ilişkilendirmeden geliştirmek ve mükemmelleştirmek aynı ölçüde top kullanmaya yönelik gelişme ve mükemmelleşme sağlamaz.

    Bunun için hareketlerin gelişim düzeyine uygun şekilde top ile ilgili hareketlere dönüştürülmesi gerekir. Yani hareketleri top ile yaparak top ile ilgili hareketlere dönüştürülmesi gerekir. Bu durumda giderek topu kullanma ve yönetme gelişir ve mükemmelleşir. Yani top oyunu için gereken beceriler gelişir.

    Hareket dediğimiz denge, yer değiştirme ve nesne kullanımı davranışlarını gelişim dönemlerine paralel olarak top ile ilişkilendirmek ve bu ilişkilendirilmiş hareketleri de giderek beceriye dönüştürmek ve yine gelişime paralel olarak bu ilişkilendirilmiş hareketleri oyunun karakteri gereği kuvvet, hız, çeviklik, çabukluk, dayanıklılık gibi motor özellikler ile performansa yönlendirmek futbol oyununun bebeklikten üstyapı düzeylerine kadar olan gelişimi demektir.

    O halde bebek, çocuğa, çocuk gence, genç büyüğe doğru geliştikçe top ile ilgili hareketler de gelişecek ve futbol oyunu da gelişmiş olacaktır. Futbol oyununda asıl iş ve amacın hareket ve top ilişkisi olduğunu artık biliyoruz. Peki bu ilişkiyi nasıl geliştireceğiz? Nelerden faydalanarak topu kullanma ve mükemmelleştirme becerilerine ulaşabileceğiz?

    ALGISAL MOTOR GELİŞİM ve KOORDİNATİF YETİLERİ TOP İLE HAREKET ETMEDE KULLANARAK…

    1. Mekân Farkındalığına Göre: Uzunlamasına, yanlamasına, altında, üstünde, köşesinde algısına göre hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    2. Hız Farkındalığına Göre: Hızlı, çok hızlı, yavaş, çok yavaş hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    3. Yön Farkındalığına Göre: …e, a doğru, düz, değişik yönlere hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    4. Zamana Farkındalığına Göre: Kısa sürede, çok kısa sürede, hareket eden diğer bir nesne veya duruma göre hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    5. Yan Farkındalığına Göre: …nin, nın yanına, yakınına, yanında, Sağında, Solunda hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    6. Mesafeye Göre: Uzağa, yakına, kısa, uzun, hareket etmeyi/ettirmeyi gerektiren top ve hareket/oyun etkinlikleri.
    7. Beden Farkındalığına Göre: Baş, Gövde, El, Ayak, Bacaklar, KollarI uzuvları kullanmaya bağlı farkına varma, hissetme, ayırt etme özelliklerini top ile hareket ederek/hareket ettirerek geliştirmeyi gerektiren etkinlik/oyunlar.
    8. 8. İşitsel Uyaranlar ile Hareket Etkinlikleri: Yer değiştirme, dengeleme ve nesne kontrolü gerektiren hareketlerin işitsel uyaranlar ile gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır. İşitsel uyaran denilen algı bir sesin duyu organı olan kulak yolu ile alınıp işlenmesine yani algılanmasına dayalı olarak başlatılan eylemliliği ifade eder. İşitsel (akustik) uyaranlar herhangi bir sesi algılamanın geliştirilmesi yanında, bir hareketi söz konusu ses algılaması sonucunda en kısa sürede gerçekleştirmeyi (reaksiyonu)amaçlar. Düdük sesi, davul sesi, el çırpma sesi, zil sesi gibi herhangi bir ses ve bu sesin algılanmasının sağlanması ve bu sese bağlı olarak istenilen hareketi en kısa sürede gerçekleştirmeyi amaçlayan oyun ve hareket etkinlikleri bu kapsamda düşünülmelidir. Örneğin “el çırpma sesi” koşmak, “düdük sesi” ile durmak gibi.
    9. Görsel Uyaranlar ile Hareket Etkinlikleri: Harekete geçmenin, hareketi geçmeyi gerektirecek bir uyarıyı göz ile (optik olarak) algılamaya dayalı uyaranları ifade eder. Birçok oyun ve hareketi içeren etkinliklerin ne zaman ve nasıl yapılacağın tamamen görme organına bağlı olarak gerçekleşmesidir. Burada duyu göz ile sağlanır. Algılama ve değerlendirme işleminin başlangıcı görme yetisidir.
      Renk, ışık, nesnenin hareketi, kendi dışındaki bir kişinin hareketi yani harekete geçmenin herhangi bir görme uyaranına bağlı olduğu tüm oyun ve hareket etkinlikleri görsel uyaranların kullanılmasını ve geliştirilmesini içerir.
      Örneğin “kol havada” işareti ile koşmak, “kol aşağıda işareti” durmak gibi.
    10. Dokunsal Uyaranlar ile Hareket Etkinlikleri: Uyaranın (duyunun) ten yolu ile alınarak algılanması ve bu algılama sonucu gereken davranışı gerçekleştirmesidir. Kullanım alanı çocukların birbirine dokunarak harekete başlamayı veya durmayı ve/veya hareketi değiştirmeyi içeren etkinlikleri kapsar. Buradaki esas nokta gereken hareketin gerçekleşmesi için dokunma hissinin alınıp, algılanması ve gereken hareketin gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır. Bir nesnenin (hareket eden bir nesneye temas, uzun bir ipe temas ederek doğrultusunu belirleme, arkadaşına temas ederek yönünü tayin etme kendisine dokunularak dokunmanın yönergesine göre ilerleme, dönme veya durma gibi vücuda temasına dayalı hareketleri içeren oyun ve etkinlikler dokunsal uyaranların kullanıldığı faaliyetlerdir.

    Sıcaklık, soğukluk, su ile temas, eşli hareketler genel olarak dokunsal uyaranların etkin olarak kullanıldığı oyun ve hareket etkinliklerdir. Özellikle görsel uyaranlar başta olmak üzere, işitsel uyaranları kısıtlayarak gerçekleştirilen etkinliklerde dokunsal uyaranlar daha etkin şekilde kullanılmaktadır. Örneğin “körebe” oyunu ya da “göz kapalı dokunarak hedef bulma” oyunları bu bağlamda düşünülebilir.

    Bir kişinin, başka bir kişiye veya bir nesneye dokunarak ve/veya kişi ve nesnelerin söz konusu kişiye dokunulmasının sağlanarak planlanacak oyun ve hareket etkinliklerinin hepsinde dokunsal uyaranlar kullanılıyor demektir. Örneğin beline veya koltuk altından geçirilerek göğsüne lastik ip bağlanmış bir çocuğun arkadaki arkadaşının lastik ipi sağa veya sola çektiğinde çekilen tarafa dönmesi gibi.

    Sonuç:

    Futbol yani ayakla top oyunu; Topun değişen koşullarda, durumlarda, hızlarda, sürelerde, alanlarda, yönlerde, açılarda, amaca uygun olarak kullanılması ve yönetilmesine dayalı bir oyundur. Bu oyunu iyi oynamak için gereken şey, oynayanların topu bireysel ve grup olarak en iyi kullanma ve yönetme becerilerini geliştirmektir. Sonrasında ve beraberinde bu becerileri bireysel ve grup olarak değişen sistematikler içinde oynayabilmeyi başarabilmektir. ::: Kaynak : Mühendis Beyinler

    Devamı..
  • Başarılı Bir Blog Yazarı Olmanın 11 Altın Kuralı

     

    1- Blog isminin dikkat çekici olması ve kullanacağınız temanın amacına uygun ve sade olarak okuyucuya sunulması sizin daha avantajlı olmanızı sağlayacaktır.

    yazi-tipleri-ile-oynamak2- Yazı karakteri ve punto, okuyucuyu rahatsız etmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Ayrıca yazı içeriğinde dikkat çekilmesi gereken yerler kalın veya italik şekilde belirleyici olmalıdır. Bunları yaparak okuyucunun dikkati de toparlanmış olur.

     

    motivasyon3- Kişisel yazıların okuyucuda antipati uyandırması muhtemeldir. Dolayısıyla da belirleyeceğimiz konuda objektif yazılar yazmaya özen gösterilmelidir.

    ego

    4- Hava atmış olmak için yazılan yazılar, okuyucunun blogdan da hızlıca uzaklaşmasına sebebiyet verir.

     

    depresif
    5- İnsanların yeterince karmaşık hayatı varken üstüne bir de depresif mod da yazılmış yazılarını okunması çok düşük ihtimaldir.

    6- Yeterince görselleştirilememiş bir yazının sonuna kadar okunmaması da mümkündür.
    Okuyucunun blogdan uzaklaşmaması için belli aralıklarla paylaşımda bulunulmalıdır.

     

    7- Blogunuzdaki yazıların paylaşılabilmesi için sosyal paylaşım butonu (facebook, twitter gibi) ayrıca okuyucu tarafından yorum yapılabilmesi için gerekli eklentilere blogda yer verilmelidir. Böylelikle açılan blogun daha çok kişiye ulaşmasını ve yazılan yazıların ne kadar ilgi gördüğü hakkında da fikir sahibi oluruz.

    8- Yeterince özgün olmamak, okuyucunun sizin blogunuzdan uzaklaşması anlamına gelir.

    özgünlük
    9- Yazacağınız yazının konusuyla ilgili yeterince araştırma yapılmaması, konuya yabancı kalmanızı sağladığı gibi yazıyı yazarken de anlaşılır ve sade bir dil kullanamamanızı da mecbur hale getirir. Bu da okuyucunun yazıyı okusa dahi bir şey anlamamasına neden olur.

    Mühendis pes etmez, her yolu dener10- Blogda yazılan yazıların konusunu okuyucuya göre değil de sizin uzmanlık alanınıza veya hobinize göre belirlemiş olmalısınız. Böylelikle 1-2 ay gibi kısa bir süre sonra sıkılıp yazı yazmayı da bırakmazsınız.

    11- Eğer açacağınız blogdan para kazanmayı düşünüyorsanız günümüzde popüler hale gelmiş (fotoğrafçılık, moda, yemek tarifleri vb.) konularda paylaşımlar yapmalısınız. Tabi bunu yaparken bir önceki maddede de söylediğimiz gibi kısa sürede blogdan uzaklaşma ihtimaliniz yüksek ihtimaldir. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Devamı..
  • İnşaat Güvenliği Nasıl Sağlanmalıdır

     

    Dünyanın neredeyse her ülkesinde ölümlü iş kazalarının en fazla görüldüğü sektörlerden biridir inşaat sektörü. Her yıl Amerika’daki ölümlü iş kazalarının civarının inşaat sektöründe oluştuğu gözlemlenmiştir. Japonya’da ise bu oranların %40-%42 oranlarına çıkabildiği bilinmektedir. Bu istatistikler inşaat sektörünü ölüm oranı en yüksek çalışma alanlarından biri yapmaktadır.

    İş kazası sonucunda inşaat sektöründe görülen ölümlerin %24’ü elektrik çarpmasından, %23’ü makinelere çarpmak veya makinaların arasında sıkışmaktan,%26’sı malzeme taşımı sırasındaki kazalardan (nesnelerin çok yükseklerden düşmesi),%30’u düşmelerden ve %7’si diğer tehlikelerden gerçekleşmektedir. Peki inşaat güvenliği nasıl sağlanmalıdır?

     

    İnşaat Sektöründe Çalışanlar İçin Sağlık ve Güvenlik Önlemleri

    İnşaat Güvenliği Nasıl Sağlanmalıdır

    Diğer sektörlerde de olduğu gibi Kişisel Koruyucu Donanım kullanımı, iş kazalarını ve hastalıklarını önleme konusunda inşaat sektörünün olmazsa olmazlarındandır.
    İnşaat sahası içerisinde sürekli süreyle baş koruyucu başlıklar, kasklar ve baretler kullanılmalıdır. Zira inşaat sektöründeki ağır yaralanmaların ve bazı ölümlerin nedeni yükseklerden düşen cisimlerin baş ya da kafa bölgesine düşmesi sonucu ortaya çıkar.

     

    İnşaat sektöründe çalışan insanların uzun süreli ve yoğun bir şekilde solvanlar, zamklar yapıştırıcılar ve asfalt gibi kimyasallara maruz kalması oldukça muhtemeldir. Bu tarz kimyasalların, ortamdaki kum ve tozların uzun süre inhale edilmesi vücutta kalıcı hasar bırakabileceğinden, bu tarz tehlikelere önlem olarak işçilerin ve çalışanların sürekli olarak toz maskeleri ve gerekirse solunum cihazlarıyla çalışması gerekmektedir.

    İnşaat sektörünün ve teknolojinin de gelişmesiyle inşaat alanlarında çeşitli makinelerin kullanımı artmış, dolayısıyla etrafa verilen gürültü miktarı ve rahatsızlığında bir artım gözlenmiştir. Binaların yıkımında özel olarak kullanılan vinç, greyder, kepçe gibi makineler sadece onları kullananlara değil, etraftaki diğer işçiler ve çevre sakinlerinde de işitme sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle inşaat alanlarında ve yakınlarında sürekli olarak kulaklıklar ve kulak tıkaçları gibi kulak koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Gürültü yönetmeliğinde gösterilen ölçümler yapılmalı ve önlemler alınmalıdır.

     

    İlk Yardım

    İnşaat sektöründe alınan önlemlere rağmen iş kazalarındaki ölüm oranlarının fazla olmasının bir diğer sebebi ise ilk yardım konusundaki bilgi eksikliği ve yanlış uygulanan ilk yardım teknikleridir. Bu nedenle sektörde çalışan her işçiye ve yöneticiye ilk yardım eğitimi verilmesi ve ilk yardımın önemi anlatılmalıdır. Böylelikle inşaat sektöründeki iş kazalarının önüne geçilebilir ve sektörde azami güvenlik ortamı sağlanır. Kaynak : Mühendis Beyinler

    Devamı..

Son Makaleler

Popüler